| OGÜZ ALPÖZEN’İN SANAT EVİ |
|
|
| Çarşamba, 03 Şubat 2010 09:18 | |||
|
“Pek çok kişi Bodrum’u , ülkenin yazlık başkenti olarak tanımlar. Bu güzel yakıştırma da aslında iyi bir eleştiridir. Turizm sezonunun kısalığını göstermektedir. Bir kentin yalnız yaz aylarında değil, 12 ay etkin olması gerekir. Bodrum’da deniz, kum ve güneşin yanında tarih kültür ve sanat da vardır.”
Bodrum, sualtı arkeoloji müzesinin bugüne gelişinde en önemli paya sahip kişilerinden biri kuşkusuz Oğuz Alpözen’dir. Yukarıdaki satırlar onun Bodrum Dereköy’deki sanat evinin tanıtım broşürünün ilk paragrafıdır. Bu satırlar onun hem Bodrum’a hem de turizme bakışının kısa anlatımıdır.
Ben fırsat buldukça Dereköy’e giderim. Amacım Dereköy’deki sanat evinin o kendine özgü havasını koklamak hem de Oğuz Alpözen’in engin bilgilerinden kendi torbama bir şeyler doldurmaktır.
Eğer yolunuz Gümüşlük tarafınaysa Dereköy’e geldiğinizde biraz yavaşlayın. Çünkü Dereköy’ün arasına evler serpiştirilmiş bahçeleri alımlıdır. Ama Kocadere Köprüsü’nün başındaki kefeki taşından yapılmış üçgen yapı da bir o kadar etkileyicidir. Köprüyü geçer geçmez arabanızı uygun bir yere park edin.
Yapının dışındaki kabartmalar oyma sanatçısı Özer Hiçyılmaz’ındır. Kabartmalarda balıklar vardır. Sağdan soldan deniz kaplumbağasına ulaşmaya çalışırlar. Öyle ya Kaplumbağa, hem yeryüzünün en uzun yaşayan canlısı, hem Türk ve Çin mitolojisinde yaşamın sırrını taşıyan bir canlı. Hangimiz yaşamın sırrını aramıyoruz ki?
Binanın solunda bu dizilişin üzerinde, üçlü bir figür vardır. Ortadaki ters dönmüş karides ölümü simgelemektedir. Bu figürün çevresindeki kaçışan balıklar da ölümden kaçışın anlatımıdır.
Elbette bu simgesel anlatımların tümünü burada anlatmak gereksiz. Çünkü onları bu özgün mimarinin sahiplerinden dinlemenin tadı bir başka.
Daha kapıda iyi düşünülmüş ve döşenmiş bir binaya adım attığınızı hissedersiniz. Sizi ya Oğuz Bey ya da eşi Gülşen Hanım karşılayacaktır.
İç yapı Oğuz Bey’in ifadesiyle musandıralıdır. Dışardan iki kat görünen yapı içerde 7 kattır. Bodrum katında iki, üstte beş musandıra vardır. Giriş katından altıncı kata terasa ulaşılır. Burada Atatürk’ün kabartması vardır. Yedinci kat üst terastır. Kutsal kitaplardaki göğün yedi katının anlatımıdır. Çıkılmayan sekizinci kattaki teras ise “ ölüm” ü simgelemektedir.
Sanat evindeki Yusuf Tarım, Erdal Alantar, Behçet Dinçer gibi sanatçıların çalışmaları görülmeye değer eserlerdir.
Yine her katta geleneksel ev araç gereçlerinin sergilendiği bölümler oldukça ilgi çekicidir. Konuk yorgunsa Sanat Evi’nin en asude köşesinde arkeoloji ve sanat tarihi kitaplarından birini raflardan çekerek okumaya dalabilir. Eğer Oğuz Alpözen size bu kitaplardaki kimi bilgileri açıklarsa tadına doyulmaz bir zaman dilimi yaşadığını hemen fark edersiniz.
Dereköy Sanat Evi’nden ayrılırken , “Keşke, Bodrum’u Sualtı müzeciliğinde bir marka haline getirmiş bu bilge adamın yayında biraz daha kalabilseydim” dersiniz; ama Anodolu’yu böylesine alımlı kılan kültürlerden bir demet almanın hazzını da yanınızda götürdüğünüzü hissedersiniz
. Yorumunuzu ekleyin
|
Bu yazi 307. defa sizin tarafinizdan okunuyor.


























