|
Toplumun üretici güçlerinin üzerine ölü toprağı serpilmiş gibiydi. “Memlekette işçi sınıfı kaldı mı ki” diye mırıldanıyordu insanlar. Toplumsal muhalefet, sivil toplum kuruluşlarının , aydınların önderliğinde, parça parça süregeldi.
Muhalefet partileri ise, toplumun temel ihtiyaçlarından; işsizlik, yoksulluk, açlıktan öte, “bölücülük, laiklik, açılım” temelinde muhalefet etti. İktidar ise, son günlerde “demokratik” açılımla, ama sadece Türk silahlı kuvvetleri ve darbe iddiaları bağlamında gündemi belirleyip, demokrasinin olmadığı yerde ekonominin de güdük kalacağını unutarak, temel sorundan “işçi sınıfının sorunlarından, her geçen gün artan işsizler ordusundan, yoksulluktan” sürekli kaçtı.
“Onlar ki, ağır ellerini toprağa basıp doğruldukları zaman” (N.H.)
Sosyalizm adına yapılan uygulamalar başarısız olmuş olabilir, kapitalizm de yıkılmamış olabilir. Ama, Marks’ın, “ emek-sermaye çelişkisi” teorisi ne yazık ki, halen geçerliliğini koruyor. Ve yine ‘sermayenin, emeğin milliyeti yoktur’ gerçeği de yerli yerinde duruyor. Ülkemizde “kürt-türk” ayırımı konusunda fırtınalar koparken, ülkenin bölünmez bütünlüğünü savunmak adına, yer yer şovenizme varan tartışmalara ve savunulara şahit olurken, ‘sömürünün milliyeti yoktur’ gerçeğini unutarak, soruna sınıfsal açıdan bakmak yerine, ‘milliyetçilik’ yaparken, Tekel İşçileri nezdinde herkesin yüzüne adeta bir şamar gibi indi gerçekler. Türkiye’nin Doğusundan, Batısından, Kuzeyinden, Güneyinden kürt-türk-laz Tekel İşçileri aynı çadırları, aynı tasları paylaştılar. Birlikte açlık grevine gidiyorlar. Yetmedi, “Genel Grev” ilan edildi. Ve, iktidar ağzından tükürükler fışkırarak “hayır” ,” bizi iktidara sendikalar getirmedi “ dedi öfkeyle. Çünkü onlar da biliyor ki, işçi sınıfı, dünyanın bir çok ülkesinde ve de ülkemizde, demokratik haklarını kullanarak iktidarları sarsarlar ve hatta devirebilirler. Unutanlara hatırlatan Tekel İşçileri’ne teşekkürler ediyor, 1962 yılında yazdığı şiiri ile bir kez daha Nazım Hikmet’in önünde saygı ile eğiliyorum.
AÇLIK ORDUSU YÜRÜYOR
Açlık ordusu yürüyor yürüyor ekmeğe doymak için ete doymak için kitaba doymak için hürriyete doymak için.
Yürüyor köprüler geçerek kıldan ince kılıçtan keskin yürüyor demir kapıları yırtıp kale duvarlarını yıkarak yürüyor ayakları kan içinde.
Açlık ordusu yürüyor adımları gök gürültüsü türküleri ateşten bayrağında umut umutların umudu bayrağında.
Açlık ordusu yürüyor şehirleri omuzlarında taşıyıp daracık sokakları karanlık evleriyle şehirleri fabrika bacalarını paydostan sonralarının tükenmez yorgunluğunu taşıyarak.
Açlık ordusu yürüyor ayı ini köyleri ardınca çekip götürüp ve topraksızlıktan ölenleri bu koskoca toprakta.
Açlık ordusu yürüyor yürüyor ekmeksizleri ekmeğe doyurmak için hürriyetsizleri hürriyete doyurmak için açlık ordusu yürüyor yürüyor ayakları kan içinde.
9 Ağustos 1962 Nazım Hikmet Ran
|