Etkinlikler

Bu hafta Açılacak Sergiler:
Tılsım Shop’n Art Yalıkavak
01 Eylül 2010 Çarşamba saat 19.30
Süheyla Sabır’ın “Kutup Işıkları” adlı resim sergisi açılacaktır .Bu sergi 15 Eylül tarihine kadar görülebilir
Osmanlı Tersanesi Kaymakamlık Sanat Galerisi
02 Eylül 2010 Perşembe saat 19.00
Eylül Köksümer, Serpil Demir, Pelin Soyluoğlu, Sibel Ay, Emel Kızıltaş Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Bileşik Sanatlar Programı’nda okuyan yakın 5 arkadaş…Bugüne dek her biri yaptıkları işlerde kadına dair konulara değindi. Bu işler kimi zaman kadının haklarını sorguladı kimi zaman sadece güzelliğini övdü. Bu karma sergide ise ilk defa kadına ait farklı düşüncelerini bir araya getiriyorlar…,Bu sergi 15 Eylül tarihine kadar görülebilir.
NT Atölye ve Galeri
03 Eylül  2010 Cuma saat 19.00
Orhan Taylan Resim Sergisi açılacaktır.Bu sergide desenleri ve heykelleri de sergilenecektir. Bu sergi  18 Eylül tarihine kadar (Pazar hariç her gün 17.00-22.00 arası) görülebilir.

Dibeklihan Kültür ve Sanat Köyü
04 Eylül  2010 Cumartesi  saat 18.30
*Orhan Kemal Meydanı
Gülçin Anıl’ın “İlahi Dönüşteki Sırlı Dünya” adlı Resim sergisi
*Nedim Günsür Sokağı
Serpil Yılmaz’ın İpek Üzeri Resim sergisi
*Yıldız Kenter Sanat Galerisi
Günhan Dayıoğlu’NUN “Hasbahçe1” adlı Seramik Sergisi
*Erdinç Bakla Sanat Galerisi
İbrahim Göksungur’un “Yeryüzünün Yüzleri” adlı  Fotoğraf sergisi
*Orhan Veli Sanat Galerisi
Türkan & Yüksel Güner Seramik sergisi  açılacaktır
Bu sergiler 16 Eylül tarihine kadar görülebilir.

Devam Eden  Sergiler :

İdart Sanat Galerisi
Mezula Drogetti’nin “Elimi Tut,Ayağa Kalk ve Yürü” adlı sergisi   08 Eylül  tarihine kadar görülebilir
Nurol Sanat Galerisi- Oassis
İlhan Berk’in  Resim  sergisi 08 Eylül  tarihine kadar Pazar pazartesi hariç 12.00-20.00 saatleri arasında görülebilir
Ayna Cafe Gallery
Deborrah Semel Demirtaş’ın “Kuşlar ve Çiçekler” adlı sergisi 08 Eylül tarihine kadar görülebilir..
Sergiler 02 Eylül 2010 tarihine kadar Pazartesi günleri hariç her gün 10.00-13.00 ve  17.00-22.00  saatleri arasında görülebilir .
Hamak Otel Gündoğan
Toprak Sanat Galerisi Bodrum Gündoğan’da Hamak Hotel de  9 Çağdaş Sanatçının eserlerinde oluşan karma sergiye ev sahipliği yapıyor.Uslup ve tarzlarıyla farklı konuları işleyen değerli sanatçıların eserlerinden oluşan sergide  Fikret Otyam-Süleyman Saim Tekcan-Ergin İnan-Yalçın Gökçebağ-İsmail Acar-Sema Çulam –Canan Berber- Celal Günaydın – Hasan Kırdı nın eserleri yer alıyor Bu sergi 05 Eylül tarihine kadar görülebilir.
Salmakis Oteli Sanat Galerisi
Ekim ayına kadar açık kalacak olan bir karma sergi vardır. Bu sergide
Gülçin Kürüz'ün hat ve tezhip,ayrıca son dönem çalışmalarından oluşan;kaftan resimleri,
Ressam Gazi Sansoy'un ''Tanrı'ya Bakan Kadınlar'' serisinden resimler,
Karikatürist Murat Kürüz'ün insan formlu kedileri yağlıboya tabloları,
Aysen Karateke’nin “Islak Bodrum” adlı 30. kişisel resim sergisi
Ressam Ergin İnan ve Devrim Erbil'in baskı resimlerinden oluşan eserler görülebilir..
The Marmara Hotel-Bodrum
Zerrin Ulusman tarafından düzenlenen Emel Şahinkaya’nın “Peksimet Günleri” adlı resim sergisi  12 Eylül tarihine kadar 10.00-13.00 ve 17.00-21.00 saatleri arasında görülebilir.
Haluk Elbe Sanat Galerisi
Emine Özdemir,Gülçin Günaydın Özgün baskı ve yağlı boya resim  sergisi 08 Eylül tarihine kadar görülebilir.
Gümüşlük Belediyesi Sanat Evi
Sevgi Dağcı Koç resim sergisi 05 Eylül tarihine kadar görülebilir

8.Bodrum Uluslararası Bale Festivali.
-01 Eylül 2010                    Zorba The Greek    Sofya Opera ve Balesi
Bodrum Kalesi kuzey hendeği sahnesinde gerçekleştirilen 8. Bodrum Uluslararası Bale Festivali’nin bilet fiyatı 25 TL.dır. İletişim için: 0252 3132928 – 0252 3134266 www.bodrumballetfestival.gov.tr
7.Uluslararası Gümüşlük Klasik Müzik Festivali
Gümüşlük Eklisia saat 21.00
5 Eylul 2010 Pazar : Gülsin Onay ve Bilkent Senfoni Orkestrası,
8 Eylül 2010 Salı : Gülsin Onay - Piyano ve Burhan Öçal - Perküsyon. Eren Levendoğlu - Piyano ve Zeynep Tanbay - Dans, katılımıyla  

Webmaster aranmaktadır.
Başvuru
info@ekinofset.net
Tel: (252) 316 9090

Reklam

Şu anda 65 konuk çevrimiçi

Arşiv

MAZERETİ ÇOK AÇIK (SEN)SİZLİK… Yazdır e-Posta
Perşembe, 04 Şubat 2010 09:21

Gittiğinden beri kimse çözemiyor sensizliğin düğümünü; çember büyüyor.
Yaklaşıyor tutuşturulmuş geceye kılı kırk yaran; esip yağan sır küpü yükler…
Yokluğuna hizmet ettiğimden beri pas tutmuş takatim.
Sadece düşlerimde, sıkı sıkıya sarılabildiğim varlığınla allak bulakken; fellik fellik ininden çıkacak yaralarımı peçe altında gizlediğim elemlerle besliyorum.   

Sırılsıklam olmuş yüreğimi el üstünde tutan sepken yağmurlar bile, yokluğunu fark edince düşüş yaşayıp, gökyüzüyle içli dışlı ettikleri muhabbeti keserlerken; sensizliğin geçtiği her bir sokağa, her bir çıkmaza kimsesiz kalmış manasız sözler söyleyip, sözüm ona acıyı azaltıyorlar.

Rüzgârlar ise öylesine çelimsiz gıcırdıyor ki; dengesini yitirmiş bir halde saçma sapan bahaneler sunup ötesini düşünmeden canhıraş feryatlarla, çığlık çığlığa kışkışlıyorlar bulutları…

Bilincini kaybetmiş mevsimler; hangi vakit nerede olmaları gerektiğinin farkında bile değiller. Umarsızca canları sıkılmış bir halde oradan oraya dolanıyorlar.

Mazereti çok açık (sen)sizlik...
Yaygara kopartıyor senli vakitlere aşina her bir an.

Şu köşe başındaki sokak lambasının bile feri sönmüş; ışıldamakla kuytulara saklanmak arasında gidip geliyor.

Yollardan geçiyorum; öyle ki hala seni taşıyorlar. Sensizliği kabul etmediklerini sıkı dostları olan kaldırımlara, dövüne dövüne anlatıyorlar.

Kaldırım taşlarının suretindeki iğreti gülümseme, aslında açığa çıkartıyor gerçekleri…
Gidişinin estirdiği don tutmuş ölüm sessizliğini…

Benden başka kimse hissetmez yokluğunu diye düşünürken; her anımıza eşlik eden; her bir imge sanki seninle birlikte beni de terk ediyor. Ne yöne baksam, yalnızlığımın yutkunduğu hırıltılı kuraklık, içini çeke çeke hıçkırıklara boğuluyor.

Gece düşüyor boşluğa; parçalarını alelacele salıveriyorken ortaya, her şey alabora.  
Karanlığında payına, kendini yitirmiş kendinden geçmiş silik sessizlik düşüyor.

Gündüz, kapı aralığından kısık gözlerle yolunu gözleye dursun; avuçları içinde biriktirdiği akşamdan kalma hesabı kesilmemiş ‘’ Sen ‘’ diye durmaksızın sayıklayan, kendi halinde tıkırdayan aryanın her bir ezgisine, halini hatırını sormaya korkuyor.

Alacağı cevabı pekâlâ iyi biliyor; ‘’ Vurun indirin artık soluyamayan günleri ‘’

Müziğin acımasız çığlığı, küskün hayal kırıklıklarıyla bir olup, çıldırtıcı bir tonla tükürüyor; içinde an be an maskelediği özlemi…

Özlemler, sağır olmuş meğer yitişinin, bitişinin, gidişinin ertesinde…
Kutsanmış hayallerim başımı özenle okşarken; melekler varlığına susamışlığıma kıyamet koparıyorlar.

Bir ruhun böylesine yegâne ebedi olmasına inanamıyorlar. Kendi aralarında fesatça diyaloglar kuruyorlar. Bir uçurum kenarında sakladıkları kin ve öfkeyle besledikleri tohumları, bir fırsat bilip umutlarıma serpmek için deste deste tuzaklar kuruyorlar.

Cinnete dokundurmak için ruhumu, olur olmadık yerlerde oyalarken; yokluğuna zehirli bir kırbaç vuruyorlar, griye boyanıyor yer gök.
Sessizce üfürüyor; çıtçıtlarından açıyor kör renge boyanmış korkularım…

Mazereti çok açık (sen)sizlik...

Gidişinin ertesinde elim kolum bağlandığından bu yana, yorulmuyor gölgeler sessizlikle deşelemekten ruhumu.

Durmaksızın yokluğunu kat be kat artıran, sensizliğe iyiden iyiye çokça dadanan, halinden oldukça memnun sevimsiz karanlıkta; vesveseli hallerini müsait bir an’da üzerime boca etmek için an be an zaman kolluyor.

Kelimelerse önceden hazırlanmış tuzağın derinliğinde kaybolurken; bir taraftan da varmış da yokmuş gibi davrandığım anların hışmına uğrayıp; bir taraftan ise el mahkûm imha edilesi yüreğime bağdaş kuruyor.

Zaman, aldırmaksızın seyrine bakıyor kendi âleminde...

Sanki hiçbir şey değişmemiş gibi diz çöküyor akreple yelkovan, sanki hiç bir şey değişmemiş gibi hiçbir şey kıyıma kayba uğramamış gibi, kendi kendine nazar değmesin göze gelmesin diye; saat başı atmaya başlıyor, gidişini umursamayan guguk kuşu…
Farkında bile değil yokluğunun; acıyarak acıyla bakıyorum gözlerine…

İsyan etsem de ömür boyunca sensizlikle tıkanıp kalacağımı, yalnızlığımın katre katre artacağını ve ila ki özlemlerimin ruhuma kök salacağını anlıyorum.

Sonra, çığlıklarımın yakarışını seriyorum sensizliğim üzerine…

Duy beni Tanrım !

Çok mu sessizlik içtim ne?

Nevalem eksilmiş,
Kafalayamıyor gölgeler bedenimi,
Aldatıyor gece yine beni…

Kendimi yâr ’a kovaladığımdan beri,
Ruhum enkazlar içinde kan revan.
Yaygara kopartıyor sevdalı vakitlere aşina her bir an.

Kıyameti yutmuş pus delik deşik
Mazereti çok açık (sen)sizlik...



GAMZE ATAL.
İZMİR

Yorumlar (2)
MAZERETİ ÇOK AÇIK SENSİZLİK..
2 Cumartesi, 06 Şubat 2010 02:22
AHMET DERELİ
tutuldum kelımelerınıze...Dılınız, farklı esir edıyor her an..

başarılar gamze hanım, sizi okumak keyiflii
Yine kalemini yüreğine ses kılmışsın dost...
1 Cumartesi, 06 Şubat 2010 01:10
Kadir Ünal
EyvALLAH

Yorumunuzu ekleyin

İsminiz (Rumuzunuz):
YOUREMAIL:
Başlık:
Yorum (HTML etiketlerini kullanabilirsiniz):

Bu yazi 739.  defa sizin tarafinizdan okunuyor.